|
Tweet |
GENEL-İṢ Sendikası yaptığı açıklamada "Manavgat Belediyesinde Yaşanan Toplu İş Sözleşmesi Konusundaki Anlaşmazlığa Dair Açıklamamızdır: Manavgat Belediyesi ile imzaladığımız Toplu İş Sözleşmesi’nin ikinci yılında uygulanacak zam oranı ve kazanılmış haklara ilişkin yürüyen süreç üzerinden sendikamıza yönelik haksız ve gerçek dışı değerlendirmeler yapılmaktadır. Özellikle Genel-İş’in “CHP’li belediyeyi bile isteye sıkıştırdığı” yönündeki iddialar kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir ve gerçeği yansıtmamaktadır. Öncelikle altını açıkça çizmek isteriz: Bizler DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası olarak yalnızca ücret pazarlığı yapan bir yapı değiliz. “Demokrasi işçinin ekmeğidir” anlayışıyla, emeği ve halk iradesini bir bütün olarak savunan bir geleneğin temsilcileriyiz. Bugün belediyeler üzerinde artan ekonomik ve siyasal baskının, seçilmişlerin yargı süreçleri üzerinden hedef alınmasının ve halk iradesinin tartışmaya açılmasının en ağır sonuçlarını belediye emekçileri yaşamaktadır. Bu tabloyu görmezden gelmiyoruz. Aksine, hem demokrasiyi hem de emeği savunuyoruz. Bu koşullarda DİSK ve Genel-İş olarak bedeller ödeyerek emek ve demokrasi mücadelesini sürdürmekteyiz. İzmir’de İmamoğlu’na destek için demokratik haklarını kullanan şube başkanlarımızın gözaltına alınması ve tutuklanması bunun en somut göstergesidir. Ancak tam da bu nedenle şunu net olarak ifade etmek gerekir: Belediyelerin içinde bulunduğu ekonomik zorlukların faturası işçilere kesilemez. Kriz dönemlerinde ilk tasarruf kalemi olarak emeğin görülmesine dün karşıydık, bugün de karşıyız. Toplu İş Sözleşmesi bir lütuf değil, tarafların karşılıklı iradesiyle imzalanmış bağlayıcı bir hukuki metindir. Zam maddesinin uygulanmasını istemek “ihanet” değil, sözleşmeye ve hukuka sahip çıkmaktır. Kamuoyuna yansıyan bazı düşmanca açıklamalarda, “işçi zamdan feragat etti ama sendika dinlemiyor” denilmektedir. Sendikalar bireysel beyanlarla değil, örgütlü irade ve kararıyla hareket eder. Bir işçinin ya da bir grubun feragat etmesi, yüzlerce emekçinin toplu sözleşmeden doğan hakkını ortadan kaldırmaz. Bizim sorumluluğumuz tek tek değil, bütün üyelerimizin hakkını korumaktır. “500 işçi çıkarılır” şeklindeki ifadeler ise kabul edilemez bir yaklaşımdır. İmzalanmış Toplu sözleşmenin zam maddesinden vazgeçilmezse 500 işçiyi işten çıkarılacağının söylenmesi kabul edilmez bir yaklaşımdır. Bizim ilkesel tutumumuz nettir: Hiçbir işçi işinden olmasın, ancak hiçbir işçinin alın teri de pazarlık konusu yapılmasın. Çözüm, haklardan vazgeçmek değil; iktidarın belediyeler üzerindeki mali baskısının kaldırılması ve kamu kaynaklarının adil dağıtılmasıdır. Manavgat Belediyesi’nin de içinde bulunduğu mali sıkışmışlığın farkındayız. Belediye yönetimiyle yaptığımız tüm görüşmelerde bu gerçekliği görmezden gelmedik. Hem üyemiz işçilerin haklarını hem de belediyenin hizmet üretme sorumluluğunu gözeten bir anlayışla hareket ettik. Diyalog zemininde çözüm üretme irademiz karşılık da bulmuştur. Manavgat Belediyesinin ekonomik olarak rahatlamasını elbette biz de isteriz. Halkın hizmet almasını, projelerin hayata geçmesini biz de isteriz. Ancak belediyenin düze çıkmasının yolu, işçinin toplu sözleşmeden doğan hakkından vazgeçmesi değildir. Bazı çevrelerin bu süreci kullanarak sendikamıza yönelik düşmanca saldırılarına da şahit olduk. Ancak biz sokaklarda, meydanlarda, işyerlerinde hak, hukuk, adalet, emek, demokrasi diye haykıran ve bunun mücadelesini veren alnı açık, başı dik bir örgütüz. Diyalog zemininde, karşılıklı anlayışla çözüm üretiyoruz, çabamız emeğin ve demokrasinin bayrağını birlikte yukarı kaldırmaktır, insanca yaşamak insanca çalışmaktır. Haklarımız için mücadele vermektir. Son olarak şunu ifade edelim: Toplu İş Sözleşmesine sahip çıkmak Manavgat’a ihanet değil, emeğe ve hukuka sahip çıkmaktır. Hiçbir işçi çıkarılmasın, hiçbir hak yok sayılmasın istiyoruz. Bizim tutumumuz nettir: Emekten, hukuktan ve demokrasiden yana olmaya devam edeceğiz" dedi.