Osmanlı döneminde bir askeri müfreze intikal halindedir. Bir ırmağın kenarına gelirler. Irmak çok akıntılı olduğu için geçmeye cesaret edemezler. Müfreze komutanı ırmağın kenarında koyunlarını otlatan çobanı yanına çağırır ve ırmağın derin olup olmadığını sorar Çoban; “Yuka beyim yuka, geçin” der. Müfreze komutanı yinede birliği riske etmemek için önce kendisi geçmeye karar verir ve atı ırmağa sürer. Su birden derinleşir ve atla birlikte batıp çıkmaya başlar. Uzunca bir mücadele sonrasında yüzerek kıyıya çıkmayı başarır. At akıntıya kapılarak boğulmuştur. Komutan can havliyle karşı kıyıdaki çobana bağırmaya başlar. “Bre devlet düşmanı… Bre hain… Yakalayın kaçmasın… Kafasını kesin” Müfrezedeki askerler çobanı yakalarlar tam öldürecekler çoban “Bir dakika beyim ben niye sizin düşmanınız olayım? Dün gözümün önünde bir ördek dört deva geçti geldi. Su döşüne bile çıkmıyordu”der. Komutan askerlere bağırır “Bırakın çobanı kabahat bizde ördeğin yüzebildiğini bilmeyen bir çobanın aldı ölçüyle ırmak geçmeye kalkarsan boğulursun” der.
Manavgat meslek gurubu odalarına aday olmuş arkadaşlara tavsiyemiz, önünüzde geçmeniz gereken derin bir ırmak var. Kendisini Manavgat’ın akıl tüccarı zanneden, sizede ırmak derin değil diyenlerin ördeğin yüzme bildiğinden haberi yok. Bizden söylemesi…