Şeyh şamil Kafkasya’nın özgürlük ateşini yakan ve yüzyıllardır bu ateşin sönmeden devam etmesini sağlayan kutup yıldızıdır. Cihad-ı Ekber inancının ilham kaynadığıdır. Orta Asya da şamil özgürlüğün, Teslim olmamanın ve mücadelenin manevi adıdır. Mübarek Şamil aynı zaman da İslam âleminin ortak kahramanıdır. Şair’in dediği gibi Şamil’i bilmeyen atasını ne bilir…?
Şeyh şamil’in hayatı aynı zamanda ibret alınacak hikâyelerle doludur. Şeyh Şamil’in hayatından tarihi bir anekdotu siz okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Rivayet edildiğine göre Rus- Çeçen savaşının çok kızıştığı bir dönemde Şeyh Şamil dönemin Osmanlı padişahına bir mektup göndererek yardım ister. Mektup dönemin hariciye nazırına takılır ve padişaha ulaşmaz. Aradan otuz yıl geçer ve Şeyh Şamil silah bırakma kararı alarak teslim olur. Rus çarı Nikolas Şamil’i sarayın kapısında karşılar ve onun kılıcını aldırmaz. “senin gibi saygın bir düşmanın ve büyük bir komutanın kılıcı alınmaz”der. Bir ay sarayında misafir ettikten sonra Şamil için 10 yıl sürecek olan sürgün dönemi başlar. Yaşı bir hayli ilerlemiş olan mübarek Şamil hacca gitmek istediğini Rus Çarına iletir. Rus çarı oğlu Muhammedi Şamil’in geriye dönmesinin garantisi olarak tutuklatır ve Şeyh Şamil’in hacca gitmesine müsaade eder. Mübarek Şamil İstanbul üzerinden hacca gitmek için İstanbul’a gelir. Halk Kafkas kartalını görmek için saraya hücum eder izdihamdan yollar kapanır. Mübarek Şamil yola çıkmadan önce halife olan Osmanlı padişahı Abdülaziz ile vedalaşmaya gider. Bu arada Osmanlıdan yardım istemek için yazılan mektubun üzerinden de kırk yıl geçmiştir. Padişah “Efendim bizden bir isteğiniz var mı”diye sorar Şamil’in cevabı ise ilginçtir. “biz adama olana bir şeyi bir kez söyleriz. Onu da kırk yıl önce söyledik” der. Padişahın yanından ayrılır ve hacca gider.
Hacda insanlar mübarek Şamil’i görmek için bir birlerini ezerler… Daha fazla izdiham ve kargaşa olmaması için Şeyh Şamil Bilal Habeşi den sonra Kâbe’nin çatısına çıkan ikinci insanoğlu olarak tarihe geçer. Dönemin Osmanlı padişahı Abdülaziz bu olaya bir hayli içerler ve Şeyh Şamil bana bu sözü niye söyledi diye düşünür ve kırk yıl geriden Osmanlı Çeçen kayıtlarını inceletir ve mektuba ulaşır. Yapılan hatayı telafi edebilmek için mübarek Şamil’in hacdan dönmesini beklemeye başlar. Bu arada da Rus Çarı ile bir takım diplomatik temaslarda bile bulunur. Oysa Şeyh Şamil bir daha dönemeyecektir. Şeyh Şamil hacda vefat eder ve Cennetül beka mezarlığına defnedilir…Allah herkese Şamil gibi bir iman… Şamil gibi bir duruş… Şamil gibi bir ömür… Şamil gibi bir ölüm nasip etsin.
Son günlerde yüzümüze gülüp arkamızdan tezvirat üretenlere Şamilce bir yaklaşım içerisinde olduğumuzu hatırlatmak istiyorum. Adam yerine koyduklarımıza sözümüzü söyledik. Mübarek Şamil’in dediği gibi“Adam olana söz bir defa söylenir” adam olmayanlara bir sözümüz yok. Onlar istedikleri gibi konuşabilirler…
Haftaya görüşmek umudu ile Hoşça kalın…