Bugun...


Sırrı Özkan

facebook-paylas
ANAMIN “HATIRA DEFTERİ” YANDI…
Tarih: 07-09-2021 12:59:00 Güncelleme: 07-09-2021 12:59:00


Cennet vatanım baştan ayağa yandı... Yangın sadece ormanları ya da yerleşim birimlerini yakmadı. Binlerce insanın geçmişini, çocukluk hayallerini, gelecek planlarını yaktı. Üç yüz yıllık, beş yüz yıllık yerleşim birimlerini yani bir tarihi yaktı. Yeni nesillerin geçmişle olan irtibatını kopardı. Yanan coğrafyada her geçidin, her çığırın, her dağın, her tepenin bir ismi var. Bu isimler yaşanmış olayların efsaneleştirilmesi sonucunda oralara verilmiş... Kulaktan kulağa aktarılarak binlerce yılda Türkmenlerin hafızasında yer etmiş olan masal tadında ki yaşanmışlıklar…  Ne kadar acı, çocukluğumuzun masal coğrafyası yandı. Bu yarayı nasıl saracağız?

Ben Toros dağlarının yamacında Güğlen dağına karşı kurulmuş bir Türkmen köyünde doğdum. Anamın gençliği o dağların yamaçlarında geçmiş, anam ömrünün son demlerini yaşıyor. Köydeki evimizin çardağından Güğlen dağına doğru bakarak “ Gayrı bir daha yeşillendiğini göremem” diye gözleri nemlenen, sesi titreyen 87 yaşındaki anamın ruhunda oluşan yarayı nasıl saracaksınız? Güğlen dağı onun için sadece bir dağ değil… Güğlen dağı onun çocukluğu, Güğlen dağı onun gençliği, Güğlen dağı yaşadığı tüm güzel şeylerin şahidiydi… Güğlen dağı bir nevi ihtiyar anamın hatıra defteriydi. 87 yaşındaki ihtiyar anamın hatıra defteri yandı. Anamın yanan hatıra defterinin ruhunda oluşturduğu yıkımı nasıl onaracaksınız? Bu yarayı iyileştirmek mümkün mü?

Devlet, devlet olmanın bir gereği olarak hızlı bir biçimde yaraları saracağını vadetti. İnanıyoruz saracaktır da… Allah devlete zeval vermesin. Peki, her yara sarılabiliyor mu? Yanan köylerin büyük bir kısmında mezarlıklar yandı. Yani o köyde yaşayan insanların yakınları ikinci defa yanarak öldü! Bu yarayı nasıl saracağız? Torosların yaşayan tanıkları durumunda olan 500 ya da 800 yaşında olan sedir ve Ladin ağaçları vardı. Anıt ağaçlar..!  Tarihimizin yaşayan tanıkları yandı… 800 yaşında bir sedir ağacının yetişmesi için kaç nesil geçmesi lazım? Bu boşluk dolar mı? Bu yara iyileşir mi?

Maalesef ruh dünyamızda oluşan yaralar öyle çok kolay sarılamıyor. Peki, ne yapmalıyız? Yapacak bir şey yok. Tarih boyunca Türkmenlerin sürekli yaşadığı büyük acılardan birini yaşıyoruz.  Hiçbir müdahale ve yardım bazı yaraları iyileştirmeye yetmez. Bu acıyla yaşamaya alışacağız. Ruh dünyamızda oluşan bu sarılamayan yaraların zaman içinde kabuk bağlamasını bekleyeceğiz. Belki en acı ağıtları yakacağız. Belki ruhumuzda yaşadığımız depremi en yanık türkülere yansıtacağız. Bazılarımız belki de bir daha o güzellikleri göremeden bu dünyadan ayrılacak. Yaşadığımız acı ne kadar büyük olursa olsun sarılamayan yaralarımızla yaşamaya alışacağız... Şartlar ne olursa olsun Toros dağlarını boşaltmayacağız. Yörük çadırlarında dumanlar tütmeye devam edecek. Türklüğün omurgasını oluşturan Toros dağlarındaki köylerimizi boşaltmayacağız. Türklüğün omurgasını eğdirtmeyeceğiz. Bu kuşak Toros dağlarında Yörük çadırlarında tüten dumanı gelecek nesillere aktararak Türklüğün son umudunu yaşatmaya devam edecek.

Şimdi dağlarımızı yeşertme ve var olma umudumuzu yaşatma zamanı Büyük Atatürk’ünde dediği gibi “Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.” Haftaya görüşmek üzere hoşça kalın…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI