Toplumların birlikte yaşamasının bir sonucu olarak zaman içerisinde edindikleri ortak yaşama alışkanlıklarının, inançlarının, değer yargılarının, ortaya koydukları sanat eserlerinin, ürettikleri edebi yapıtların ve müzik eserlerinin, nesiller yoluyla aktarılarak toplumun hafızasında biriktirilmesi ile oluşan değerlerin toplamına kültür denir.
Toplumların kültürleri aynı zamanda toplumların karakterlerini oluşturur. Yasalar bu kültürel birikimin bir sonucu olarak yaşamımıza girer. Zaman içerisinde kültürel birikimin bir sonucu olarak gelenek ve görenekler oluşur. Yazılı bir kurala bağlı olmasa da toplumun yaşam içerisindeki akışını gelenek ve göreneklerimiz düzenler. Toplumsal hayatın içersindeki bütün ayrıntıları yazılı bir kurala bağlamak imkânsızdır. Hukuk ve din açıkça ifade edilmeyen bir konuda içinde bulunulan toplumun örfi kurallarını referans alır.
Toplumları ayakta tutanda bu binlerce yılda oluşturdukları gelenek ve görenekleridir. Töre de sözlük tanımı olarak gelenek ve göreneğe yakındır. Ayrıldıkları nokta ise töre; içinde yaşadığı toplumda uyulması gerekilen bir zorunluluktur. Töreye uymayan toplum tarafından dışlanır ya da cezalandırılır. Töre bazen yasaların ve inançların önüne geçerek toplumsal bir mecburiyete dönüşebiliyor. Toplumlar sosyal dokularını bu binlerce yıl biriktirdikleri kültürel değerlerinden oluşturur. Sosyal doku bir arada yaşamanın bir sonucu olarak ahlaki kuralları oluşturur. Bu değerler bütününün tamamı toplumun değer yargılarının oluşmasını sağlar ve insani değer yargıları oluşur.
Toplumun bir arada yaşamasını sağlayan bu zaman içeresin de oluşmuş kültürel yapı ve değer yargılarıdır. Kültürler birbirinden etkilenirler. Bir ülke işgal edileceği zaman ya da bağımlı hale getirileceği zaman önce sosyal dokusu bozulur ve kültürleri işgal edilir. Toplumdaki değer yargıları çökertilir. Toplumun milli direnç noktaları da olan bu değerler aşınmaya başladığı zaman beraberinde kültürel yozlaşmada başlar
Ülkemizde bu kültürel yozlaşma son otuz yıldır çok yoğun biçimde yaşanmaya başladı. Müziğimizden, edebiyatımıza, giyim kuşamımızdan günlük yaşamımıza kadar bir kültürel işgalle karşı karşıyayız. Bu yozlaşma hızlı bir şekilde toplumu geçmişinden ve bizi biz yapan değerlerden uzaklaştırıyor. Popülist kültürün etkisi altında bırakıyor, tamamen başka kültürlerin etkisi altında kalmış bir tüketim toplumu haline getiriyor. Batılılaşma çabalarımız bilim ve teknikten ziyade benzeşme ve taklitçilik temeline oturuyor.
Son dönemlerde yaşanan bu yozlaşma toplumun her alanına nüfuz etmiş bir kokuşmuşluğa dönüşmüş durumda. Hızla değer yargılarımızdan kopuyor ve yalnızlaşıyoruz. Toplum olarak kendi kültürümüzden kopmadan dünya ile bütünleşmeliyiz. Bu tamamen içe kapanmadan ziyade özümüzü muhafaza ederek kendi kültürümüzü dünyaya ihraç etmeliyiz. Dünya üzerindeki bütün kültürler etrafındaki kültürleri etkilemiştir. Etkiyebildiği sürece uzun ömürlü olmuştur. Bu aynı zaman da toplumların tarih sahnesinde ne kadar kalıcı olup olamayacağının da belirleyen bir unsurudur.
Toplumda kültürel birikim ve değer yargıları içinde yaşanılan toplum için hayati bir öneme sahiptir. Üzerinde yaşanılan toprak ne kadar önemli ise oluşturulan kültürde bir o kadar önemlidir.
Haftaya görüşmek üzere hoşça kalın….