Yeryüzündeki yaşamın geçici bir yaşam olduğunu ve bir gün her canlı gibi ölümü tadacağımızı unutuveriyoruz... bir ihtirastır gidiyor... Mal, mülk ihtirası... Makam, mevki ihtirası... Güç ihtirası... Tükenmek bilmeyen daha fazlasını isteme hırsı... Tabii bu hırsların hepsi birleşince canavarlaşan, değer yargılarından soyutlanan ve sadece maddeden ibaret olan insan ortaya çıkıyor... Aslında dünyanın geçici olduğunu bir anlasak birçok sorun kendiliğinden hallolacak. Dünyada yaşadığımız birçok debdebe gideceğimiz gerçek âlemde karşılığı ya da faydası olmayan boşuna yapılmış kavgalar... Boşuna verilmiş mücadeleler...
Rivayet odur ki; İstanbul da 1600 lü yıllarda 4. Murat döneminden bir evliya yaşamış. Hz. Lale... o dönemin toplumuna göre Hz. Lale bir meczup, bir deli, laleli semtinde yaşar ve bütün semt sakinleri Hz. Laleyi tanır... Namaz saati geldiği zaman Hz. Lale Caminin kapısında durur ve içeriye girecek olanlara “hoş geldiniz der. Camiden çıkanlara da “Allah kabul etsin” der. Bir süre sonra cemaat bu durumdan rahatsız olur ve Hz. Laleyi dönemin kadısına şikâyet ederler. Hz. Lale deli olarak bilindiği için hiç bir yaptırım uygulayamazlar ve mübarek zat aynı şeyleri yapmaya devam eder. Durum dönemin padişahı 4. Murat'ın kulağına gider ve padişah bu duruma çok öfkelenir. Mahiyetini hazırlar ve olayı yerinde görmek için yola koyulur. Laleli semtine yaklaştığı zaman bakarlar ki padişahın yol güzergâhı üzerinde bir kişi yol boyunca uzanmış yolda yatıyor. 4. Murat çok hiddetlenir ve hemen yanına getirilmesini ister... Hz. Lale yanına getirildiği zaman padişah sorar;” Sen kimsin be adam nasıl benim yolumu kesersin” der . Hz. Lale cevap verir; “Ben bir hiçim asıl sen kimsin” 4. Murat “ Ben cihan padişahı dördüncü Murat’ım sen beni tanımıyor musun” der. Hz. Lale de “Onu biliyoruz padişahlıktan sonraki mertebeni söyle” der. 4. Murat “Padişahlıktan sonra mertebe mi olur? Hiç “der... Bu cevap üzerine Hz. Lale yaşadığımız dünyanın ne kadar boş ve geçici olduğunu 4. Murat'a bir cümle ile özetler. “Bak sen hiç olabilmek için ne kadar çok uğraşıyorsun. Benim bu gün ulaştığım mertebeye ulaşmak için ne kadar çok can yaktın” der. Bu diyalogdan sonra 4. Murat karşısında konuştuğu kimsenin bir deli değil bir evliya olduğunun farkına varır ve Hz. Laleye hürmet eder. Yer göstererek" efendim bizi bağışlayın" der. Hz. Lale de "kim akıllı, kim deli... Kim evliya kim veli bilinmez" der ve ruhunu o anda teslim eder ve oracıkta ölür. 4. Murat Hz. Laleye ruhunu teslim ettiği yere bir türbe yaptırır.
Aslında içinde bulunduğumuz geçici alemi çok güzel özetleyen bu hikayede anlatıldığı gibi makamınız mevkiiniz ne olursa olsun... Kim olursanız olun... Bu dünyada aslında bir hiçiz... Bir gün bu dünyadan gölgesiz bir biçimde çekip ebedi aleme göçüp gideceğiz... Bir gün ayrılacağımız bir dünya da makam, mevkii edinmek için küçülmeye, alçalmaya onursuzlaşmaya gerek yok.
Haftaya görüşmek umuduyla esen kalın.