Türkmenlerde kadın yaşamın paydaşıdır ve her zaman korunması kollanması gereken nadide bir varlıktır. Türkmen kültüründe ve orta Asya Türk kültüründe kadın ile erkek eşit değildir kadın daha üstündür. Daha öndedir… Orta Asya Türk devletlerinde Han’ın eşi devleti Han ile birlikte yönetir. Çıkarılan bir fermanda Han’ın unvanından sonra Katun kişi ibaresi yoksa o ferman hükümsüzdür. Anadolu da tarihin imbiğinden süzülen ve kadını koruma mekanizması olarak Türkmenlerin yaşamına giren bir Türkmen töresi olan Mor Cepken’in yerini alabilecek bir mekanizma bu gün bile oluşturulabilmiş değildir.
Anadolu’da Türkmenler evlenecek kızın çeyizine mor bir cepken koyarlarmış. Mor cepken,. Çeyiz sandığının en altında bulunurmuş ve evlenen kadının onu hiç kullanmaması temenni edilirmiş. Çünkü kadının o mor cepkeni giyip evin bacasına, köy meydanına, herkesin görebileceği bir yere çıkması, “Kocamı sevmiyorum”, “Kocam bana eziyet ediyor”, “Gönülsüz evlendim, boşanmak istiyorum” Zor durumdayım, bana yardım edin” anlamına gelirmiş ve köylülerce o kadına muhakkak yardım edilir ve kocası da kınanırmış. Bu nedenle erkekler eşleriyle yaşadığı problemleri şiddete başvurmadan, saygı ve sevgi ile çözmeye gayret ederlermiş̧. Aksi durumda, eşinin mor cepken giymesine yol açacağını bilirlermiş. Eşi mor cepken giyen erkek, eşinden boşanmakla kalmaz, bir daha kolay kolay evlenemezmiş̧. Çünkü̈ herkes bilirmiş̧ ki; esine mor cepken giydiren adamdan koca olmaz; kadına saygı göstermeyen, şiddet uygulayan insana bir daha kimse kız vermez. Hal böyle olunca şiddete maruz kalan kadın sayısı yok denecek kadar az olurmuş.
Türk edebiyatının önemli kalemlerinden araştırmacı yazar ve öykücü Osman Şahin “Mor cepken” isimli bir öykü kitabı yazmıştır. Osman Şahin, bu muhteşem öyküsünde, mor cepken giyip herkesin görebileceği bir yere oturan kadının durumunu şöyle anlatır: “O zaman akan su dururdu. İnek sağan, yün eğiren, kilim dokuyan eller dururdu. Yaşlı masal anaları, doğum ebeleri, işlerini güçlerini bırakarak mor cepken giymek zorunda kalan kadının çevresini alırlardı. O arada çevrede düğün, davul, eğlence varsa hepsi susardı. Çünkü evli kadının mor cepken giymesi ölüm gibi bir şeydi. Mor cepken giyen kadının kocası evinden dışarı çıkamazdı. Eşini ikna edememesi durumunda bulunduğu yerde yaşama şansı olmadığı için köyü terk etmek zorunda kalırdı.”der.
Mor Cepken isimli bu öykü kitabı okullarda ders kitabı olarak okutulmalı. Günümüzdeki kadın sığınma evlerinin isminin Mor çatı olması tesadüf değildir. Kadın sığınma evlerine mor çatı denmesi bir Türkmen töresi olan Mor Cepken’e atıf yapmak içindir. Keşke bu günde böyle kuvvetli bir gelenek oluşturabilsek… Haftaya görüşmek umudu ile hoşça kalın…