İnsan kulağı ile duyar... Beyni ile düşünür... Kalbi ile hisseder... Yanlış duyabilirsiniz, yanlış konuşabilirsiniz, yanlış düşünebilirsiniz ama yanlış hissedemezsiniz. Çünkü hissetmek yanlış ve doğru kavramlarının dışındadır. İnsanın fıtratı gereği yaptığı bütün fiiller beyni tarafından kumanda edilerek yapılır. Bütün organları beyine bağlıdır. Sadece kalp kısmen bu kumanda merkezinin dışında çalışır. Bir insanın beyin ölümü gerçekleşmiş olsa bile yıllarca kalbi çalışabilir. Ruhun bedenden ayrılması yani mutlak ölüm kalbin durmasından sonradır.
Bu nedenden ötürü kutsal kitabımız olan Kuran-ı kerimde bile yüce Allah kalplerden geçeni ancak ben bilirim diyor. Neden beyninizden geçeni demiyor da kalbinizden geçeni diyor? Kalp aynı zamanda imanın ve güvenin onay merciidir. Tasavvuf ehli bu hissederek doğruyu bulma eylemine feraset demişler. Müslüman aynı zamanda feraset gözü ile birçok, olayı önceden sezebilen insandır...
Sevgiyi de boyutlandırmışlar. İnsanın sevgi ile ilgili duyguları tasavvufu ifade ile ilgiden sevgiye... Sevgidenaşka... Aşktan da vecde şeklinde bir seyir izlemektedir. İlgi boyutu en düşük merhaledir. Gördüğünüz bir nesnenin hoşunuza gitmesi. Bir çiçeği beğenmek, bir mimari eseri beğenmek gibi... Görüş alanınız içerisindeki bir varlığın sizde uyandırdığı haz hali. Bu durum o varlık görüş alanınızdan çıktığı anda biter. Sevgi ise karşılıklı beslenen bir duygu halidir ve bir üst boyuttur. İki insanın birbirine karşılıklı beslediği duygulardır. Sevgi tek taraflı olmaz. Çift taraflı olursa varlığını sürdürebilir. Örnekleyecek olursak birbirlerini severek evlenen iki insan bir müddet sonra çok kırıcı bir biçimde ayrılabilirler. Sevgileri nefrete dönüşebilir bu sevginin iki taraflı beslenememesinden kaynaklanan bir durumdur. Sevgi karşılıklı fedakarlıkla varlığını sürdürebilir....
Bir üst boyut olan aşk ise karşılıksızdır ve safidir. Bir diğer ifade ile körü körüne bağlanmaktır. Dövsen de, sövsen de, nefrette etsen senden vazgeçmem... Vazgeçemem halidir. Genellikle tek taraflıdır. Karşılıklı olduğu zaman bir alt merhale olan sevgi boyutuna geriler...
Vecd hali ise sadece ilahi aşk olan Allah aşkında yaşanılabilecek bir durumdur ki sevginin en üst merhalesidir. Allah'ın varlığı karşısında yok olmaktır. Ölmeden ölmektir. Bütün varlığınla birlikte Allah aşkından erimektir. Eşyadan ve olaylardan soyutlanarak başka bir boyuta geçmektir. Yunusun şu dizeleri belki de Vecd halini kavramamız açısından bir örnek teşkil edebilir "Cennet, cennetdedikleri... Bir kaç Melek, bir kaç huri... İsteyene ver onları... Bana seni gerek seni..." Herkesin Allah sevgisinden Vecd hali yaşayacağı bir durumda ömrünü geçirmesi dileği ile haftaya görüşmek üzere hoşça kalın.