Bugun...


Sırrı Özkan

facebook-paylas
ÜÇ ARKADAŞ
Tarih: 20-09-2021 08:50:00 Güncelleme: 20-09-2021 08:52:00


Aşk… Sevgi… Güven… Üçü arkadaş olmuşlar. Öyle iyi arkadaşlarmış ki birbirlerinden hiç ayrılmıyorlarmış… Dağ, bayır gezip eğlenip hayatın tadını çıkarıyorlarmış. Uzunca süren bir arkadaşlığın sonunda artık bıkkınlık başlamış ve arkadaşlıklarını bitirme kararı almışlar. İçlerinden Güven demiş ki; ya birbirimizi özlersek sonra nasıl buluşacağız… Aşk hemen söze girmiş; beni bulmanız çok kolay nerede bir birinin gözünün içine sevgi ile bakan bir çift görürseniz oraya gelin ben orada olurum der ve arkadaşlarından ayrılır… Dostluk demiş ki; beni bulmak daha kolay nerede birlikte ağlayan iki insan görürsen oraya gel ben orada olurum demiş ve güvenin yanından ayrılmış… Güven son sözünü söylemek için etrafına bakmış en yakın arkadaşlarının çekip gittiğini görünce kendi kendine mırıldanmış; ben gidersem bir daha asla gelmem. Beni bir daha bulamazsınız… Farkında değiller. İkisini de bir arada tutan bendim. Ben gidince dostluk da aşk da bir araya gelemez demiş… Çok etkileyici bir öykü… Kendi adımıza derinlemesine düşündüğümüzde güven duygusu zaman kavramı gibi telafisi mümkün olmayan bir duygu. Nasıl ki geçen zamanı geriye çeviremiyorsak, kaybolan güven duygusunu da bir daha tesis etmek imkânsız.

Evet… Dostlukları… Aşkları… Evlilikleri… Uzun süren ortaklıkları… Bir arada tutan hep güven duygusudur. Güvenmek aynı zamanda inanmaktır. Güven duygusu vermek ya da bir insana güvenebilmek yılları alan bir durumdur. Güven kaybı ise bunun tam tersidir. Bir sözünüzle ya da bir davranışınızla insanların güvenini kaybedebilirsiniz. Üç arkadaşın hikâyesinde olduğu gibi kaybolan güven bir daha gelmez insan istese de aynı insana bir daha güvenemez… Güvenebileceğini zanneder ama içinde hep bir güven bunalımı yaşar. Çünkü güvenmek aynı zamanda inanmaktır. İnanmak ise beynin düşündüğünü kalbin onaylamasıyla ortaya çıkan bir duygudur. Bir defa güven kaybı yaşadığınız bir insana beyin olarak güvenmek isteseniz de kalben bunu yapamazsınız. Güven duygusunun yıkıldığı yerde şüphe başlar. Hep bir acaba sorusu benliğinizi yiyip bitirmeye başlar ve ondan sonrası ayrılıktır zaten… İster evlilikte olsun, İster dostlukta olsun, isterse de ortaklıkta olsun. Güven duygusu yerini acaba sorusuna bırakmaya başladığı zaman o birlikteliğin sonuna doğru yaklaşılmış demektir…

İnsanoğlunun bu gün geldiği son noktada belkide en çok ihtiyacı olan şey güven duyabileceği bir insan ya da insanlar… Neden mi? Çünkü etrafınızda ki bir tek insanın sizin üzerinizde yarattığı bir hayal kırıklığı bütün insanlara şüphe ile bakmanıza neden olur. İnsanı da en çok güvendiği insanlar hayal kırıklığına uğratır. Güvenmediğiniz ya da tam tanımadığınız insan için zaten bir savunma mekanizmanız her zaman vardır. Zihninizin bir yerinde tam olarak tanımadığınız gerçeği hep sizi uyarır. İşte bu nedenden dolayı insan en büyük hayal kırıklıklarını hep en güvendiği insanlarda yaşar. Derin kırılmaların ya da büyük hayal kırıklıkları yaşadığımız insanlar hep en güvendiğimiz… En çok sevdiğimiz… En çok değer verdiğimiz insanlardan ötürü yaşanır. Büyük şair M. Akif Ersoy’un dediği gibi “kime ok atmayı öğretiysem önce bana nişan aldı”

Dostlukların… Arkadaşlıkların… Sevgilerin… Güven temeline oturduğu bir dünyada yaşamak dileği ile her şey gönlünüzce olsun. Haftaya görüşmek üzere hoşça kalın.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI